Dibe vurmadan ışığı görebilme sanatı

0
87

Başak Sönmez

Bazen bir düşünceye, bir kitaba, bir şarkıya ya da bir kişiye kendimizi bırakmak ne kadar korkutucu geliyor. Peki orada kaçtığımız, korktuğumuz ya da direndiğimiz aslında nedir, hiç fark ediyor muyuz?

Okuduğum bir yazının, tanıştığım bir kişinin bazı cümleleri direnç göstermeme sebep olur bazen. O zaman dönüyorum kendime ve soruyorum:

“Nereden geliyor bu rahatsız edici, güçlü duygu? Kaynağı ne? Farkındalık mı yaratıyor yoksa daha önce bastırdığım/görmediğim/görülmeyen bir duygumu mu tetikliyor? Sonucu ne olursa olsun neden direnç gösteriyorum ve nedir beni buradan kaçma isteği ile dolduran?”

Çoğu zaman değişmemek için manipüle ederiz kendimizi. Halbuki; değişimdir yaşadığımız döngülerden bizi kurtaracak olan. Yine de tutunuruz döngüsünde sıkıştığımız gerçekliğin kaybolup gitmemesi için. Ta ki tutunacak yer kalmayana kadar. Sonrası ışık. O da kendimiz için en kusursuz rolün “kurban rolü” olduğuna karar vermezsek.

Klasik “dibe vurmadan ışığı göremezsin” hikayesi..

Tutunmak için direndiğimiz yerlerin kalmadığını görmeye gerek var mı gerçekten, dibe vurmaya, artık dayanamamaya, drama? Bunun için gelmiş olamayız.

Değişimden bu kadar kaçmamalıyız. Hatta değişim enerjisinin kendisi olmalı, bunu bilinç ve neşeyle yapmalıyız. Direnç gösterdiğimiz yerleri fark etmeye niyet etmeli, değişimi her haliyle alıp kabul etmeliyiz.

Kaybetmeye ya da belki kırılmaya da gönüllü olarak.

Üzülmenin ve kaybetmenin de bu yaşamın içinde olduğu farkındalığıyla gerçekten yaşamak, bulunduğumuz andan keyif almayı seçmek bu kadar korkutucu olmamalı. Çünkü; her zaman bir hediyesi vardır görmeyi seçersen.

Zihnimizle yaşadığımız acı verici deneyimleri görmek yerine, bir sanatçı gibi başka bir frekansta ya da gerçeklikte sadece içimizden geçenleri görmek ve bunları yaratmak ne harika olmaz mı?

Tüm bu seçimler ne yaratır, karşımıza kimleri ve neleri, hangi fırsatları çıkarır?

Evren göstersin o zaman sihrini!

TEILEN
Önceki İçerikToplumumuzda Evlilikler ve Aile
Sonraki İçerikTürkiye, AİHM ve İstenmeyen Adamlar
Başak Sönmez
Başak Sönmez 1989’de Kadıköy’de doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini İstek Özel Uluğbey Okulları’nda tamamladı ve 2009’da Turizm ve Otel İşletmeciliği okumak için Sakarya’ya gitti. Döndüğünde 2. Üniveriste olarak İşletme Fakültesinden, kızını dünyaya getirdiği 2014 senesinde mezun oldu. Kızı Rüya dünyaya geldikten sonra hayata bakış açısı değişti. Bununla birlikte yaşam biçimini de değiştirmeye karar veren Başak, yolculuğuna sadece kızı ve kedileriyle devam etti. Hayatı neşe ve kolaylıktan işlemenin gerçekten yaşamak ve kendini bulmak demek olduğunu fark ettiğinde global bir neşe hareketi olan Joimove topluluğunun bir parçası ve eğitmeni olarak “dans eğitmeni” sertifikasını alıp bebek/çocuk-ebeveyn bağlanmasını ve iletişimi kolaylaştıran, çocuklara psikolojik ve fizyolojik faydaları oldukça fazla olan etkinlikler düzenledi. Hemen ardından Clauwi Babywearing Danışmanlığı ve Masal Anlatıcılığı/Masallarla Dans Eğitmenliği sertifikalarını aldı. Hayata dair seçimlerini kızından ve kendi ihtiyaçlarından ilham alarak yapan Başak, ayrılık kaygısını çocukların gözünden işleyen ve ebeveynlere yol gösterici olan, Attachment Parenting Türkiye’nin de desteklediği ve kaynak kitap olarak gösterdiği, okul öncesi ve ilkokul dönemine uygun olan “Kayan Yıldızını Bekleyen Küçük Yıldız” isimli kitabı yazdı. Ardından yine kızının yaşadığı kaygılara nasıl iyi gelebileceğini bulmaya çalışırken yolu spiritüel sistemlerle kesişti ve Dovsing Arınma ve Şifa ile Access Consciousness Uygulayıcısı ve Kolaylaştırıcısı olarak her yaştan danışana seans uygulayıp, uygulayıcılık sınıfları açtı ve hala açıyor. Aynı zamanda İstanbul Üniversitesi’nde Çocuk Gelişimi 3. sınıf öğrencisidir. Yolculuğunda seçtiği her alan birbirinden bağımsız görünse de aslında pozitif iletişimi, güvenli bağlanmayı, hem çocuklarımız hem de kendimiz için kalbimizden geçenleri yapabilmeyi ve o sese güvenmeyi, neşeyi seçmeyi ve yaymayı hedefliyor. Şimdi de yıllar içinde edindiği deneyimleri Güncel Posta aracılığıyla aktarmanın mutluluğunu yaşıyor.