İbrahim Atlı yazdı
565 yıl önce II. Mehmed’in Türk İslam Dünyası’na hediye ettiği İstanbul, fethiyle bir devrin kapanmasına yeni bir devrin başlamasına sebep olacak kadar önemli bir şehirdir. Bugün bile tüm Dünya’nın gözünü bir türlü alamadığı bu nadide şehir, yüzyıllar boyu pek çok devlet tarafından kuşatılsa da onu fethetmek Fatih Sultan Mehmed’e nasip oldu.
Bugün kimi cenahlar Fatih’in Müslüman olup olmadığını ortaya atarak, Türk İslam Dünyası’nın bu zaferine gölge düşürmeye, gizliden gizliye Hz. Muhammed (s.a.v)’nin kehanetinde yanıldığını göstermeye çalışsa da, İlber Ortaylı’nın da dediği gibi Fatih tam anlamıyla örnek bir Müslüman liderdi.
Tarihe baktığımızda, Molla Gürani, Molla Hüsrev ve en önemlisi Akşemseddin gibi önemli dini alimlerin İstanbul’un fethi sırasında Fatih Sultan Mehmed’in yanında yer alması, şüpheye yer bırakmayacak göstergelerdir.
12 yaşında taht tecrübesi alan, 7 dil bilen, savaş sanatlarına hakim olan Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethinde tabii ki bu becerileri etkin olmuştur. Ama 29 Mayıs 1453 Cuma günü fethedilen İstanbul Akşemseddin’in “tayin-i vakt” ile zaferi müjdelenmiştir. Çok sert direniş gösteren, güçlü surlara sahip Bizans, Osmanlı’nın her fetih çabasını boşa çıkarmış, çok kayıplar verdirmiş, orduda morallerin bozulmasına, paşaların fetih girişimini sonlandırılmasını istemesine neden olmuştur. İşte tam da bu karamsar havayı ziyasıyla aydınlatan Akşemseddin, gördüğü rüyasını padişaha anlatmış, ona öğütleriyle yol göstermiş, yazdığı mektuplarla desteğini eksik etmemiştir.
Nihayet kutlu bir Cuma günü İstanbul Osmanlı’nın eline geçmiş, camiye çevrilen Ayasofya’da ilk Cuma hutbesini Akşemseddin okumuştur. Gezdiği yerlerde hikmetini gösteren Aşkemseddin, Hz. Muhammed (s.a.v) dostu Eyüb El Ensarî’nin kabrini bularak Osmanlı halkına moral vermiştir.
İstanbul fethedildikten sonra ise ulu hükümdar Fatih, Hristiyan halka inanç özgürlüğü sağlamış, İslam’ın nasıl bir hoşgörü dini olduğunu tüm dünyaya göstermiştir. Hayatını İslamiyet’in zaferine adayan Fatih, amacına ulaştığını düşünüp, hocası Akşemseddin’e mürşid olmak istemiş, tacı tahtı bırakmaya niyet etmiştir. Akşemseddin büyük hakanı bu isteğinden vazgeçiremeyeceğini anlayınca gizlice İstanbul’dan ayrılmış, ama gittiği yerden Sultan’a mektup yollayarak onun gönlünü almasını da bilmiştir.
Fatih Sultan Mehmed ilk başlarda hocasına darılsa da İslam dünyasına yapacağını hizmetlerin tamamlanmadığını anlamış ve adına yaraşırcasına fetihlerine devam etmiştir.
“Kostantiniye, bir gün fetholunacaktır. Onu fetheden asker ne güzel asker, onu fetheden komutan ne güzel komutandır.” Hz. Muhammed (s.a.v)