İstanbul’un adı nereden gelir?

İstanbul’un adı, tarihi, tarihi eserleri, efsaneleri, Kız Kulesi Efsanesi ve dehası… Ekonomi Profesörü Sinan Yalçın kaleme aldı.

0
9074

İstanbul dünyanın en büyük ve en güzel şehirlerindendir. Boğazın iki yakasına yayılmış, olağanüstü güzellikteki tepeler, şehrin sakinlerini ve ziyaretçilerini büyüler. Napolyon; “Eğer dünya tek bir devlet olsaydı, İstanbul başkent olurdu” demiştir. Bilinen ilk yerleşim MÖ. 7. yy’da gerçekleşmiştir.

Antik Yunan yarımadasındaki şehir devletleri arasında Megara isminde bir şehir devleti vardır. Ekonomik ve kültürel olarak ileri devletleridir. Megara kralı olan Byzas, yeni bir koloni bulmak için Delphi’de bulunan Apollon (bilgelik tanrısı) tapınağına gidip kahine, kolonileşmek için en uygun yerin neresi olduğunu danışır. Kahin ona,körler ülkesinin karşısında yer alan topraklara gitmesini söyler.

Bugünkü tarihi yarımadaya geldiğinde, Anadolu Yakası’nda bugünkü Kadıköy’ün olduğu bölgede bir yerleşim yeri (Chalcedon) olduğunu görür. Bu kadar güzel bir bölge varken insanların karşı kıyıda yerleşim yeri kurmalarına şaşırır. Karşıda yaşayanların kör olduğunu düşünür. Kahinin söyledikleri aklına gelir ve bulunduğu bölgeye koloni kurar. Bölgeye Byzantion denir. Byzantion, MS. 4. YY’a kadar önemsiz bir şehir olarak kalır. Byzantion’un kaderi 312 yılında Konstantin’in İmparator olunca değişir. Annesi Helena, Oğluna sürekli Hristiyanlıktan bahseder. Konstantin, taht kavgalarından önce, gördüğü bir rüya nedeniyle Hristiyanlığa sıcak bakar. Hristiyanlara özgürlük veren Milano Fermanı’nı imzalar.

Bu fermanla Hristiyanlar 300 yıl rahat yaşarlar. Başkentini başka bir yere taşımak ister. Bunun nedeni Roma’nın kuzeyden gelebilecek akınlara karşı savunmasız olmasıdır. Bugünkü İzmit bölgesi olan Nikomedia’yı,Truva’yı ve Byzantion’u düşünür. Byzantion’da karar kılar. Marmara Denizi, Boğaz ve Haliç dolayısıyla yarımada olması, Roma gibi yedi tepeden oluşması,t icaret yollarının kontrolünü sağlamaktaki avantajı, Konstantin’in kararında etkili olur. Roma’nın mirasını yok etmek istemez. Konstantin 330 yılında Roma İmparatorluğu’nun başkentini Byzantion’a taşır ve şehrin ismini Nova Roma koyar. Konstantin’in ölümünden sonra şehire Konstantinopolis denir.

Hristiyanların ortak kabul ettikleri konsillerde (İznik, Chalcedon, Kadıköy) Konsantin Konsili o dönemde düzenlenmiştir. İmparator Teodosius döneminde Selanik Fermanı ile Hristiyanlık Roma İmparatorluğu’nun resmi dini olur. Romalılar’dan kalma çok eser vardır. Valens Kemeri (MS.364), Ayasofya (MS.537), Yerebatan Sarnıcı (MS.532) Aya İrini(MS.537), Galata Kulesi (MS.528)’dir. İstanbul 29 Mayıs 1453’te, Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilmiştir. Fetih sonrasında Ayasofya ve birçok kilise camiye dönüşür. Sanata düşkünlüğü bilinen Fatih, bir fermanla mozaik ve diğer sanat eserlerinin yok edilmemesini ve sıva ile örtülmesini buyurur. Osmanlı’nın başkenti haline gelen İstanbul, Osmanlı’nın yıkılışına kadar başkent olarak kalır. İstanbul, Osmanlı eserleriyle süslenir. Binlerce cami, imparatorluk binası, kışla, okul, hamam arasında Sultanahmet Camii (1616), Süleymaniye Camii (1557)Topkapı Sarayı (1465) Rumeli Hisarı(1452) Dolmabahçe Sarayı(1856) gibi muhteşem eserler vardır.

İstanbul’un fethinden sonra yüzyıllar boyunca şehre Konstantinopolis ya da Konstantiniyye denir. Konstantiniyye,“Konstantin’in şehri” anlamına gelir. İstanbul kelimesi de Yunanca’dan gelir. Stan Polis kelimerinin birleştirilmiş biçimi olan İstanbul aslında,“şehre gidiyorum”demektir.Türkiye Cumhuriyeti Devleti,1929’da şehrin adını “İSTANBUL” olarak tescil etmiştir.

İstanbul efsaneleri……

Tarih boyuncaİstanbul’da birçok medeniyet yaşadı.

*Bir dönem Haliç çok kirliydi. Leş gibi kokardı. Haliç’teki fabrikalar ve atıkları nedeniyle kokusuna dayanılmazdı. Bu dönemde çıkan dedikodular vardı;Haliç’in dibinde Bizans’tan kalan altınlar varmış.

Japonlar Haliç’i temizleriz ama dibindeki altınları da alırız demiş.Devletimiz kabul etmemiş. Sonra kendimiz temizledik denirdi. Altın da çıkmadı haliyle.

*Bir Rivayete göre, Çemberlitaş’ın altında Hz. İsa’nın son kullandığı kadeh varmış. Bin havari korurmuş. Kadehten içenin ölümsüz olduğuna inanılıyordu. Bizans İmparator’u

Helena’nın Kudüs ziyaretinde Hazreti İsa’nın kadehini de İstanbul’a getirmiş. Kenti koruması için kadehi, 3.Konstantinos adına yapılan Çemberlitaş’taki sütunun altına saklattığı söylenir.

*Kapalıçarşı’nın altında dehlizler varmış. Dehlizler Yerebatan Sarnıcı’na bağlıymış. Marmara Denizi’nin dibinden Kınalıada’ya ulaşıyormuş. Dehlizler Kapalıçarşı’nın da altından geçiyormuş. Efsaneye göre,çarşının gizli bir yerinden dehlizlere girilirmiş. Gümüş atölyesi işçilerine,işe başladıkları gün, dehlizden bahsetmemeleri için Kuran-ı Kerime el bastırılırmış.

*Sultanahmet Meydanı’nıda, yılan heykeli vardır.Yunanistan’dan İstanbul’a getirilen heykel o zaman adı Hipodrom Meydanı’nakonmuş.Yılanlı sütun,Konstantinopolis’i yılanlardan sürüngenlerden koruyan bir tılsımmış.

*Alman İmparatoru Kayzer II. Wilhelm İstanbul’a Osmanlı-Alman dostluğunun bir simgesi olarak 1898’de Alman Çeşmesi yaptırmıştır. Arkeoloji Müzesin’deki İskender lahdini almak için çeşme yaptırmış. Lahdi,Lübnan’dan İstanbul’a getiren Osman Hamdi Bey, sultana gidip; “Ancak ölümü çiğneyerek verebilirsiniz” demiş.

*Kız Kulesi, MÖ 5.yy’da Yunanlar tarafından İstanbul Boğazı’nın Üsküdar Salacak sahiline yakın bir noktaya kurulmuştur. Üsküdar’da,Roma İmparatorluğu’ndan kalma tek mimari eserdir.Tarih boyunca farklı amaçlarla kullanılmış ve hakkında çokça rivayetler üretilmiştir. Salacak, şirin köy anlamındaki,”salacık”  tan türemiştir. Hero, Mitolojide aşk ve güzellik tanrıçası olarak tanımlanan Afrodit’in rahibelerinden biri, Kız kulesi’nde görev yapıyormuş. Rahibe olduğu için aşka yasaklıdır ve erkeklerle ilişkisi yoktur. Bir tören için karşıya geçer. Orada Leandros adında bir rahibe aşık olur.Görüşebilmelerinin tek yolu,Leandros’un geceleri yüzerek gelmesidir. Geceleri Hero’ya yol göstermesi için yaktığı fener sönünce, Leonderos şaşırır ve boğularak ölür. Duruma şahit olan Rahibe, acıya dayanamaz ve o da kendini sulara bırakarak hayatına son verir.

**Bir Türk Kız Kulesi efsanesi de Seyyid Battal Gazi hakkındadır. Battal Gazi, İslam Halifesi Harun Reşid’in ordusuyla İstanbul kuşatmasına katılır. Kuşatma bitince İslam ordusu geri çekilir. Battal Gazi, Üsküdar’da kalır. Tekfurun kızına aşıktır. Ancak tekfur, imparatorun izniyle kızını kuleye hapsederek onu Battal Gazi’den korumak ister. Seyyid Battal, bir gece Kız Kulesi’ni kuşatıp, tekfurun kızını ve hazineleride alıp gider. Meşhur,“Atı alan Üsküdar’ı geçti” deyimi buradan gelir.

Günün Fıkrası….

Albert Niko’dan borç para istemiş.

Niko’da Para veririm ama %9 faiz alırım der.

-Yüzde 9 faiz olurmu Niko,sende Allah korkusu yokmu,der.

Nikoda derki;

-Zaten Allah’dan korktuğum için %9 istedim.Yukardan bakınca %6 görünüyor,demiş.

Küresel bir felaket olan,COVİD 19 nedeniyle Maske,Mesafe ve Hijyene dikkat edilmesi kendi sağlığımız ve sevdiklerimiz için çok önemlidir.

Ülkemize ve bütün insanlığa,Sağlıklı ve huzurlu yarınlar dilerim.

Saygılarımla…

TEILEN
Önceki İçerikEcdadın Mirası Vaniköy Camii Küllerinden Doğacak
Sonraki İçerikHoşçakal Maradona, Hoşçakal Kim Ki Duk
Prof. Dr. Sinan Yalçın
Prof Dr. Sinan Yalçın, 1952 yılında Ankara’da doğdu. Anadolu Evliyalarından Somuncu Baba olarak bilinen Şeyhhamid-i Veli soyundandır. Darende’de Somuncu Baba Külliyesinde Medfun olan, Eşşeyh,Alim,Müftü Hacı Mahmut Şeyzadeoğulları’nın torunudur. Ankara Atatürk Lisesi’ni bitirdikten sonra, Federal Almanya’da Üniversiteler Şehri olarak bilinen Aachen’de İşletme Mühendisliği eğitimi aldı. Marmara Üniversitesi’nde Prof.Dr.Kenan Erkural ve Ord. Prof.Dr.Reşat Kaynar gibi, duayen Bilim adamlarından Finansman Doktorası aldı. Bir süre Finansal Yönetim Dersleri verdi. Ankara’da Federal Almanya Büyükelçiliğinde, Basın ve Halkla ilişkilerde bulundu. Önemli Turizm Kuruluşlarında görev yaptı. Büyük Devlet Adamı Merhum Süleyman Demirel’e yakınlığı, ona çok büyük deneyimler kazandırdı. Süleyman Demirel’in Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlığı dönemlerinde önemli görevler aldı.. 14.Ocak.2008 Yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Akademisinde Öğretim Görevlisi olan Kızı Dr.Sinem Reyhan Yalçın’ın, Üsküdar Altun-i Zade’de, emniyet şeridinde beklerken, zengin bir işadamının oğlu tarafından feci şekilde öldürülmesinden sonra aktif hayattan uzaklaştı. Bu Nüfuzlu Aile tarafından, Adalet’te ve Ticari hayatta inanılmaz kayıplara ve haksızlıklara uğratıldı. Gazete 1453 ve Güncel Posta Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Duayen Gazeteci, Sayın Dr.Hamit Kurt’un isteklerini kıramayarak,köşe yazıları yazmaya başladı.”Piyasa Finansmanı ve Üsküdar’ın Ekonomik geleceği” konulu bilimsel çalışması devam etmektedir. İngilizce ve Almanca bilen Sinan Yalçın evli ve bir çocuk babasıdır.